Reklam

Kur'an öğrendiği mağaraya 60 yıl sonra tekrar girdi: O günleri unutamıyoruz

Tek parti döneminde devletin getirdiği yasaklar nedeniyle gizli mekânlarda ve mağaralarda Kur'an öğretip ve öğrenebilen Müslüman halk o günleri unutamıyor.

Kur'an öğrendiği mağaraya 60 yıl sonra tekrar girdi: O günleri unutamıyoruz
06 Mart 2020 - 13:25 - Güncelleme: 10 Mart 2020 - 11:56

O yılları ve 28 Şubat'ı yaşayanlardan biri de İstanbul'da ikamet eden Midyatlı Emekli Albay Hacı Abdurrahman Tural.

60 yıl önce Kur'an öğrenmek için o günlerde hocalarıyla birlikte çektikleri sıkıntıları, Kur'an öğrendiği mağarada İLKHA muhabirine anlatan 75 yaşındaki Tural, o günden bu güne çok şeyin değiştiğini söyledi.

Sık sık geldiği memleketi Midyat'ta yaptığı Kur'an kursları ile de tanınan Tural, bir süre önce babasından kalma konağı restore ettirerek yatılı kız Kur'an kursu olarak Diyanet'e vakfetmişti. Ayrıca bir başka konağı da restore ettirerek 4-6 yaş Kur'an kursu olarak kazandırdı.

Tural, "Gördüğümüz bu ortamda ilkokuldan önce Kur'an-ı Kerim'i okumak üzere geliyorduk. Şartlar buydu ve başka yer de yoktu. Buralarda Kur'an öğrenmeye çalıştık. Ondan sonra Allah (Celle Celalühü) nasip etti, okula devam ettik. İlkokulu Estel'de, Ortaokulu Midyat'ta, Liseyi de Mardin'de okudum. Ondan sonra Allah (Celle Celalühü) nasip etti 1964 yılında Hava Harp Okulunu kazandım ve İzmir'de Hava Harp Okulunu bitirdim. Daha sonra 28 Şubat sürecine kadar Hava Kuvvetlerinin muhtelif yerlerinde değişik rütbelerde görev yaptım. En son kıdemli albay olarak emekli oldum." Dedi.
HABERİN VİDEOSU


"En güzel hayır Kur'an'ı öğrenmek ve öğretmektir"

O dönem ile bugünü kıyaslayan Tural, şu an Kur'an öğrenmek için her türlü şartın müsait olduğunu, bundan sonra bu hayırlı işi ömrü boyunca yapacağını, bunu çocuklarına ve torunlarına da aktarmak istediğini ifade etti.

Tural, "Bugünkü gözle o zamanki şartlara baktığımızda, sanki öğrenmek, okumak mümkün değildi. Çünkü ne yer müsait ne de şartlar müsait. Ama insanoğlu eğer dilerse Cenab-ı Allah  (Celle Celalühü) yardım eder ve en namüsait şartlarda öğrenilebilir. Allah'a (Celle Celalühü) çok şükür. Tabi bu şekilde olmamızın sebebi de rahmetli anne-babanın yedirdiği helal lokma ve ettiği dua sayesindedir. Benim rahmetli babam harp gazisiydi. Seferberlikte 4 sene Ruslara karşı Kars cephesinde savaştı. Babam çok zor şartlarda ilk hacca gidenlerdendi. İşte onların duası ile bize de Rabbim böyle bir yol nasip etti. En güzel hayır da Kur'an'ı öğrenmek ve öğretmektir. Dolayısıyla öğrenip öğretmek için de ortam lazım. İşte bu ortamlar Kur'an kurslarıdır ve hocalardır. Bunlara biz destek vereceğiz. Kitabımızı en iyi şekilde okuma, öğrenme ve yaşamak için de gayret edeceğiz. Bu gayretimizi de çocuklarımıza ve torunlarımıza inşallah aktaracağız." dedi.


"Kur'an'ı okuyup, anlayıp ve yaşamadığımız sürece sıkıntımız bitmez"

Dünya sıkıntılarının üstesinden gelmek için Kur'an'a sarılmak gerektiğini belirten Tural, "O dönemde sadece Kur'an'a değil bütün bir bilgiye ulaşmak çok zordu. Kitap, defter ve kalem bulamıyorduk. Çok zor şartlarda ilkokulu okuduk. Kur'an-ı da öğrenmek o nispette zordu. Ama şu anda bilgiye ulaşmak çok kolay olmuş. Cep telefonlarına hatim indiriliyor. İstediğin yerde istediğin zaman açıyorsun istediğin sureyi, ayeti ve tefsirini okuyorsun. Dolayısıyla bilgiye ulaşma kolaylaştığı için bizim de yükümlülüğümüzün artması lazım. Çünkü bizim kurtuluşumuz Kur'an'dadır. Sıkıntı Kur'an ile biter. Rabbim de bizi o yoldan ayırmasın." dedi.



"Suçum neymiş! Dinim, Kitabım ve Peygamberimin bana gösterdiği istikamette hayatımı dizayn etmek"

O dönemde büyük zorluklar çektiklerini anımsatan Tural, "O ceberut devlet anlayışı devam ediyordu. Mesela, hacca gidenler o zaman sarık sararlardı. Şapka kanununa muhalefetten dolayı o insanlar bir sürü şey görürlerdi. Çarşaf giyenlere aynı şekilde bir sürü hakaretler, zulümler yapıldı. Benim suçum neymiş! Dinim, kitabım ve peygamberimin bana gösterdiği istikamette hayatımı dizayn etmekten başka bir şey yoktu. Bana 'Bir subay, bir albay bu şekilde olur mu?' deniliyor. Başörtüsü nedeniyle neler çektik. İçki içmediğimiz için neler çektik. Rütbemizin makamını vermediler. Ama Allah'a (Celle Celalühü) çok şükür. Biz, Allah (Celle Celalühü) rızası için yaptık. Onların yaptıklarının hiçbir kıymeti yoktu bizim için." şeklinde konuştu.

"28 Şubat sürecinde büyük zulümlere şahit oldum"

Tural, "28 Şubat'ı en çok içinde yaşayan benim. Gerçekten çok büyük zulümlere şahit oldum ve gördüm. O zihniyet bitmez. Ta Nemrutlar, Firavunlar, Ebu Cehiller… Halen de şu anda bütün Haçlı ve Siyonist zihniyetler İslam düşmanıdır. Dolayısıyla Müslümanlara düşman olacaklardır. En basit olaylar da bile onlar bir olabiliyorlar. Neye karşı? İslam'a karşı. Şimdi sıcak bir harp var. Rusya'sı, Amerika'sı… Netice de İslam'a karşı bir araya gelebiliyorlar." dedi.

"Toplumun temel taşı aile, ailenin temel taşı ise annedir"

Daha sonra doğup büyüdüğü ve restore edilerek Yatılı Kız Kur'an kursuna dönüştürülen konağa geçen ve burada Kur'an-ı Kerim öğrenmenin ve kız çocuklarının Kur'an ile yetişmesinin önemine dikkat çeken Tural şöyle konuştu:

 "Benim çocukluğumdaki şartlar çok farklıydı. Bizim Kur'an-ı Kerim öğrenmeye çalıştığımız yerler mağaraydı. Çok zor şartlar vardı. Ama şimdi çok şükür 4-5 yıldızlı otel ayarında Kur'an kursları var. Bunun kıymetini bilmemiz lazım. Özellikle de niye kız Kur'an kurslarının. Çünkü toplumun temel taşı ailedir, ailenin de temel taşı hanımdır. Bizim hanımlarımızın, kızlarımızın hem dünyevi hem uhrevi yönden çok iyi yetişmesi lazım. Mesela çok iyi ev hanımı, çok iyi eş ve çok iyi bir Müslüman olup İslam'ı yaşaması lazım. Yaşayabilmesi için de öğrenmesi lazım.  Öğrenmenin yolları ve kaynakları buralarıdır. Onun için elimizden geldiği kadar, İnşallah bu istikamette hizmet etmeye devam edeceğiz."


"Allah Müslümanlara bir daha öyle ceberut bir sistem yaşatmasın"

"Ben inancımı yaşama konusunda çok büyük zorluklar çektim" diyen Tural, "Ama Elhamdülillah o da bir imtihandı. İnşallah imtihanı kazanmışızdır. Şimdi bu günlere geldik. Rabbim böyle şeyler nasip etti. Allah (Celle Celalühü), Müslümanlara bir daha öyle ceberut bir sistem yaşatmasın. İnancını, namusunu, şerefini ve haysiyetini kendi isteği doğrultusunda yaşamak herkesin hakkıdır. İnşallah bundan sonra da böyle olacaktır. Cenab-ı Allah (Celle Celalühü) Müslümanlara kötü gün göstermesin." şeklinde konuştu. (İLKHA)   


Bu haber 350 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum