Reklam
Reklam
Murat Evis

Murat Evis

emidyathaber@gmail.com

İç güvenliği sağlamadan, Suriye barış harekâtına girişmek

13 Ekim 2019 - 19:46

 

Merhum İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy bir şiirinde “Girmeden tefrika bir millete düşman asla

giremez, toplu vurdukça yürekler, onu toplar sindiremez.”der. Şu anda mevcut ülkemizin Doğu ve

Güneydoğusunda Kürtlerin kahir ekseriyetinin PKK/HDP ve uzantıları ile uzaktan yakından, kerhen

veya içten bir gönül bağı olduğu açıktır. Daha önce de başka yazılarda da bahsettiğim gibi Kürd

Halkı ile PKK/HDP ve uzantılarının aralarında ahlaki, örf-adet ve inanç bazında bir benzerlik

olmamasına rağmen PKK/HDP şöyle ya da böyle, kendisini Kürtlerin hamisi, temsilcisi ve

kurtarıcısı olarak görmektedir. Ve Kürd halkının kahir ekseriyeti bu şekilde kabul etmektedir.

 Dolayısıyla şu anda ülkemizin ordusu Suriye’ye girip orada PKK ve uzantılarını sınırdan bertaraf etme ve Türkiye’de bulunan Suriyelileri orada güvenli bir şeklide yerleştirme girişimine ülkemizdeki

Kürtlerin çoğu bu harekete karşı ve öfkelidirler. Oysa PKK ve Suriye deki uzantılarının tamamen

Emperyalist ABD’nin ucuz askerlerinden başka bir şey değiller. Ona rağmen ülkemizde bulunan

Kürt halkı bunu bilmemekte, ya da anlamak istememektedir. Yazımızın asıl konusu da budur.

Şu anda Devletin bölgede teröre ve yandaşlarına biraz göz yumsa ve müsamaha gösterse (önceki

yıllar gibi) şu anda Doğu ve Güneydoğu halkı PKK/HDP’nin önderliğinde yine her tarafı yıkıp

yakacaklardı.

Demek ki, öyle görünüyor ki içerde iç güvenlik ve barışın sağlanmadığı ve şairin

dediği gibi aramızda tefrika girdiği açıktır. Birileri buradan direk Kürd  halkını suçlayabilir. Ve ne

oldu. Neden Kürt halkı PKK/HDP’nin kuyruğuna takılıyor. Madem PKK/HDP’nin kuyruğuna

takılıyorlarsa başlarına ne gelirse iyi oluyor şeklinde öfkelenebilir. Ancak bu hamasetten başka bir

şey değildir. Biz de Kürd halkının PKK/HDP’nin kuyruğuna takılması bizi rahatsız etmektedir.

Ancak bu bir gerçektir. Dolayısıyla hükümet ülke olarak sınırlarımızı koruma adına birçok

diplomasi yapmasına rağmen her ne hikmetse, içimizdeki güveni tesis etme ve Kürtleri dinleme

konusunda  herhangi bir çalışma, bir komisyon, bir çalıştay, bir rapor hazırlanmadığını ve böyle bir

çalışmanın  varlığı görülmemektedir. Tabi ülkemizin tüm seçilen ve atananların çoğunun böyle bir

derdi ve tasası olduğunu düşünmüyorum. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan bir konuda

bir fikir beyan etmedikçe seçilmiş ve atanmış olsun hiç biri bu konuda bir fikir bir çalışma

yapmamaktadır.

Dolayısıyla halk tüm küçük ve büyük sorunların çözüm odağı olarak Sayın

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan görünmektedir. Seçilmiş ve atanmışlar inisiyatif

almadıklarından topu sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a atılmaktadır. Oysa

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ülkenin başında olup ancak ülkenin iç ve dış politikalarını

takip edebilmektedir. Ülkenin tüm illeri ve tüm ilçelerinde seçilmiş ve atanmışların ve kendi

partisinin il ve ilçe başkanlarının ne yaptıkları ve hangi kafada oldukları takip etme olasılığı çok

zayıftır.

Bu nedenle özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgesinde Ak Parti’yi temsil eden, seçilmiş ve

atanmışların ihale peşinde ve akrabalarını kayırma ve daha fazla para sahibi olmaktan vazgeçip,

bölgenin asıl gerçeğini görmelerinin vakti gelmiştir. Tüm dünyanın gözü ülkemizin üzerinde iken,

ülkemizin komşu sınırlarında bulunan ülkelerin bile bizimle dost olmadıkları, Emperyalist ülkelerin

bile ülkemizi ekonomik ve siyasi olarak çökertme isteklerinin açık açık söylemelerine rağmen,

halen bu bölge insanımızla devletin nasıl barıştırılacağı, neden PKK/HDP’nin kuyruğunda takılı

kaldıkları ve bölgede ekonomik ve sosyal hizmetlerin eşit ve adil dağıtılması hususunda ne

yapılması gerektiğinin hiçbir irade koyulmaması, bölgemizdeki bu selsizliğin neden ve nereye

varabileceğini kestiremeyen, siyasi ve politikacılarımızın günahı çok büyüktür. Atanmış ve

seçilmişlerin  bu konuda bir çalışma ve beyanları olmadıkça içerdeki tefrika devam edecek ve sonu

nerede  biteceğini kimse kestiremeyecektir. Siyasi ve politikacılarımızın her şey yolundaymış gibi

görünmeleri ve bu şekilde davranmaları bu gerçeği yok sayamazlar. Bu nedenle aynı dine mensup,

aynı inançlara ve örf ve adetlere mensup, yüzyıllardır bir arada yaşamış bu ülkenin ve bu bölgenin

insanı ne oldu da Kürt ve Türk milleti arasında anlaşmazlık çıkartılmıştır. Ya da çıkartıldıysa

çözümü nedir üzerinde ciddi bir şekilde çalışma yapılması gerekmektedir. İçimizde uyuyan

hücreler,ölüdür anlamına gelmez. Birileri yarın tekrar başka bir şekilde yolu bularak bu uyuyan

hücreleri uyandırabilir. Buna mahal bırakmadan tez zamanda aramızda suni de olsa oluşturulan

tefrikanın çözümü için bölgenin, tüm siyasi ve atanmışların bunun üzerinde çalışmaları gerekir.

 

Bu yazı 708 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum