Reklam
Reklam
Rıfat Direkçi

Rıfat Direkçi

Konuk Yazar
direkcirifat@gmail.com

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ!

08 Mart 2021 - 14:44

8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kabul ediliyor. Adeta kadınlara sadece “bir gün” değer veriliyor gibi bir anlayış öne çıkıyor. Hâlbuki kadın yılın her günü hayatın ve toplumun içindedir.
 
 Kadının kendine “has” özellikleri vardır; kalbine konulan “şefkat” duygusu ve erkeklerin asla ve asla ona yetişemeyeceği “annelik” hasleti ile dünyada emsali bulunmayan “şefkat kahramanı” olurken, insanlık neslinin devamını sağlıyor.
 Bu kadar değerli durumda olan kadına atfedilen “Kadınlar Gününün” geçmişine şöyle bir göz atalım:
 
  26 – 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki ABD 'de bir tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Martın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
 
İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı ve değişen tarihlerde her zaman ilkbaharda kutlanıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921de Moskova da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansında gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde kutlanması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletlerinde de kutlanmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi.
 Ülkemizde ise 1921 tarihinde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlandı. 1980 darbesi döneminde dört yıl kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her geçen gün daha da geniş kitlelerle kutlanmaya devam ediliyor.
İnsan hakları temelinde kadınların maruz kaldığı zorbalıklar, haksızlıklar, ayrımcılıklar bu günde daha yüksek sesle dile getiriliyor ama kadının asıl kimliği görmezden geliniyor!
 
 Kendilerini medeni insan olarak lanse edenlerin çalıştırdıkları kadınlara iyi şartlar sağlamadıkları için, kadınlar haklı olarak “daha iyi çalışma şartları” taleplerini dile getirirken polisiye güçle karşı karşıya kalıyor. Ve çoğu kadın olmak üzere 129 kişinin ölümü ne kadar acı!
  Bu kadar değerli kadın böyle “köle” gibi olmalı mı idi! İsterseniz Kur’an’ı Kerim de Cenab-ı Hakkın bize hitaben buyurduğu: “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık.” (Hucurât Suresi 13. Ayet) “bir erkek ile bir dişiden” derken kadının değerini bize ne kadar net ve açık bildiriyor. Bu hakikatten dolayı değil mi ki, Hz Adem babamızın refikası Hz Havva annemiz yaratılmış ve beraber Cennete konulmuştur.
 
 Şimdi biz “ilk insanla” başlayan “kadını” mı tanıyalım yoksa 1857 tarihinde ABD de ihmal ile ölümlerine sebep olunan ve 16 Aralık 1997 tarihinde Birleşmiş Milletlerin kabul ettiği “8 Mart Dünya Kadınlar Gününü” mu baz alalım!
 Konuyu çok uzatmadan 8 Martta kadını düşünen zihniyet kadını “bir ticaret metaı” haline getirmiş ve halen çalışma hayatında acımasızca davranmaya etmeye devam ediyor. Ama bizim inancımızda kadınlar bize “emanet” verilmiştir. O halde “emanete iyi bakmak” gerekmez mi?
 Bu gün gerek dünyada ve gerek ülkemizde kadının bu “emanet” değeri düşünülmediği için şiddet ve cinayetlere maruz kalıyor. İşin en tuhaf ve acı tarafı da batının çıkmazda olduğu bu husustan dolayı11 Mayıs 2011'de tarihinde Avrupa Konseyi tarafından İstanbul'da imzaya açılan ve Mart 2019 itibarıyla 46 devletle beraber Türkiye’nin de –maalesef- imzaladığı 6284 sayılı yasayla kadına tanın “pozitif ayrımcılık” problemi çözmemiş , “kadının beyanın doğru kabul” edilmesi gibi insanlık tarihinin hiçbir devrinde yapılmamış bir “yanlış” daha yapılmıştır.
 
Bir nevi kadına “doğru söylüyor” derken, erkeklerin hepsinin “yalancı” gibi kabul edilir şekilde değerlendirilmesi, hiçbir insanı ve Rahmani hukukta karşılığı yoktur! Çünkü insan olan kadın da erkek de “hata” yapabilir. Bir an önce hükümetimiz bu imzadan rücu etmelidir. Zira kadınlarımız bize Allah’ın “emanetidir.” Bu en güzel teminattır!
 Terbiye eğitim sistemimiz inandığımız değerler gibi tesis edildiği takdirde; kadınlarımız Hz Alileri, Hz Ömerleri, Selahaddini Eyübileri,, Fatihleri, İmam-ı Azamları, Şey Edabalileri…doğuracaktır; annesini kesen katilleri değil!
 Bu yılki 8 Mart günü bu konu da bir milat olması ne kadar güzel olacaktır!
  Kadın sosyal hayatta ailesine ve beyine bir “yardımcıdır.” Hem de çok samimi bir yardımcı. Kadın ninedir, abladır, bacıdır... Bazen annenin yarısı olan teyzedir, bazen da babanın yarısı olan haladır. “Dünyanın küçük bir cenneti olan ailenin” ise temeli, çocukların “tahassungahı” olan anasıdır.

Bu kadar değerli kadına ne yapmak lazım? Korumak mı gerekir, kırmak mı! Hoş görmek mi gerekir yoksa horlamak mı! Dövmek mi gerekir yoksa takdir etmek mi! Bir köle gibi mi kabul etmek gerekir yoksa cennette “refika-i hayat” gibi mı!..
  Kadın fiziki olarak “zayıf” olabilir ama “anne olarak çok güçlüdür!” Onun bu “güçlü” yönü heder edilmemelidir. Kadın “edebin timsalidir.” Edebi bozulduğu zaman toplumun kimyası da bozulacaktır!
Bu duygular ile kadınlarımızın her gününü tebrik ediyor, katil kapitalist zihniyetin gad darlığından dolayı ölen mazlum ehl-i imana Allah’tan rahmet diliyorum. Mahiyetinde kadın çalıştıranların bu duygular ile davranmalarını temenni ediyorum. Hoş kalın,hoşçakalın.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü Kutluyorum.
 

Bu yazı 130 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum